Amy'nin Radyosu

24 Ocak 2018 Çarşamba

Uzun Bir Aradan Sonra Merhaba Yazısı ve Akabinde Hanada Shounen Shi İncelemesi





Tanıdığım birçok arkadaşıma göre çok anime izlemiş sayılmam. Ancak izlediğim animeyi enine boyuna sindirerek izler, hakkında düşünür, karakter tasarımlarına, müziklerine kadar değerlendiririm. Zaten bu blog da o sebeple var :) Son zamanlarda iş hayatım sebebi ile fazla anime izleyemiyorum. Özellikle stresten kaçmak için seçtiğim tür komedi olduğundan öyle pek de dişime dokunur animeler bulamıyorum, orası da ayrı :D 

Şimdi size ilk bölümden "Daha önce neden izlemedim ki?" diye hayıflandığım bir seriden bahsedeceğim. Onun öncesinde anime puanlama kriterlerimle ilgili birkaç şey söyleyeyim de iyice canınız sıkılsın :D

Animeleri değerlendirirken konusu, senaryosu, karakter tasarımları ve müzikleri bakımından ayrı ayrı değerlendiririm. Benim için en az ikisinden 8/10 ve üzeri puan almış olması lazım bir animeyi önermem için. Ancak şöyle bir durum da var ki konu 10/10 olsun senaryo ya da karakter tasarımı çok kötü ise o seri de sınıfta kalıyor. En çok üzüldüğüm seriler bu tarz değerlendirdiğim seriler. Müzik ise diğer kulvarlara göre genel puanı daha az etkileyen bir kulvar. Ama güzel olması seriyi daha değerli yapıyor. Açıkçası ne kadar değerlendirme olarak bahsetsem de aslında yapılan işi kendi zevklerimle karşılaştırma oluyor bu. Anime mangadan köken alır çoğunlukla. Senaryo ve karakterler mangakanın hayalgücü... Bir insanın başka bir insanın hayal gücüne laf etmeye hakkı yoktur. O sebeple bizimkisi biraz hayal güçlerini karşılaştırma kendi, zevklerimize göre değerlendirme. Ay, neyse çok konuştum :D

Şimdiye kadar izlediğim animeler arasında bu değerlendirmeye göre 10/10 almış 2 seri vardı. Birisi, Rainbow: Nisha Rokunou no Shichinin, diğeri ise Psycho Pass. Bunlar için de ayrı bir inceleme yazısı yazacağım. Ancak son altı ay içinde izlemeyi hep ertelediğim, izledikten sonra da "Neden erteledim ki?!" dediğim iki seri daha oldu. Birisi Hajime no İppo, diğeri Hanada Shounen shi. Hajime no İppo seriden çok karakterlerin tek tek incelemesi ile üzerinden gidilebilecek bir seri ancak mangası hala devam eden, animesi mangasından çok çok geride olan bir seri için mangasını okumadan animesini incelemek yetersiz değerlendirmeye sebep olacaktır. O sebeple onu başka baharlara saklıyorum. Mangasını da okuyup en azından güncele gelene kadar elleşmemek lazım :D

Gelelim bugün inleyeceğimiz animeye, Hanada Shounen shi'ye:



Sezon/Yıl: Sonbahar/2002
Tür: Slice of life, doğaüstü, dram, komedi
Yapım Şirketi: Madhouse
Orijinal Yazarı: Isshiki Makoto
Myanimelist Skoru: 8,13


Hanada Ichiro, kırsal bir Japon kentinde yaşayan ilkokul çağında bir çocuktur. Aşırı hiperaktif ve yaramaz olan bu çocuk bir gün yaptığı yaramazlık sebebi ile annesinden kaçarken bir kaza geçirir. Mucizevi bir şekilde hayatta kalan Ichiro kafasının arkasındaki 9 dikişlik yara ile hastaneden taburcu olduktan sonra hayatını değiştirecek bir özellik kazandığını fark eder. Artık hayaletleri görebilmektedir. Japon inancına göre dünyaya bir pişmanlık sebebi ile bağlı olan öbür tarafa geçemeyen bu hayaletler Ichiro'dan hep bir şeyler istemektedir. Yaramaz Ichiro'yu bu durumda neler beklemektedir bunun serüvenini çok tatlı bir şekilde işlemiş bir anime işte Hanada Shounen shi :)

Ichiro her ne kadar yaramaz olsa da temelde iyi kalpli ve duygusal bir çocuk. Okul başarısı düşük, aşırı hareketli bir çocuk olarak günümüz annelerinin "Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite Bozukluğu" hastalığı düşünerek psikiyatr psikiyatr dolaştıracakları bir türde.



Ailesi gelir seviyesi olarak bulundukları yerin ortalamasına göre biraz aşağıda. Klasik bir Japon ailesel yapısı mevcut. Komşular, arkadaşlar ve birkaç hayaletten bahsetmezsek olmaz :)


Neşeli ve ayyaş büyükbabası,




Mesleği marangoz olan, alkole düşkün ve özgüveni epey yüksek babası,



Fedakar ve Ichiro ile baş etmekten yorulan annesi... Hanada Shounen shi 90larda geçen bir hikaye. Annesinin ve evin diğer fertlerinin iş bölümü düşünülünce o dönemde bile Japonya'nın nasıl ata erkil bir toplum olduğunu göstermekte. Anneler, eli öpülesi varlıklar...



Ichiro'dan epey dertli bir diğer aile ferdi, ablası. Fiziksel olarak annesine çekmiş olması üzücü.




Evin köpeği Jiro, epey sağduyulu bir hayvan...



Ichiro'nun arkadaşı Souta... Ichiro'nun aksine biraz daha içine kapanık ve nazik bir çocuk.



Souta'nın üvey kız kardeşi olacak olan erkek fatma sınıf arkadaşları Katsura genel anlamda hemen her bölüm göreceğimiz karakterler.



Bunun dışında seride birçok hayalet birden fazla bölümde görünmekte ancak hayaletlerin genel özelliklerinden bahsedip sadece bir hayaletten özellikle bahsedeceğim. Ichiro'nun karşılaştığı bir çok hayalet, öteki dünyaya o ya da bu sebeplerle gidememiş kişiler. Ichiro'dan bu engeli kaldırması için yardım istemekte.




 Ichiro aslında hayaletlerden korkmakta ve onlara yardım etmeye gönüllü değil. Ancak başta zorlansa da sonrasında kendisi de yardım etmeye razı oluyor. Ancak bir hayalet var ki tarzı ile Ichiro'ya musallat olma sebebi ile diğerlerinden epey farklı.

Madam Catherine



Bu karakter fani olarak yaşarken bir şarlatan. Falcılık yaparak insanların hayatına yön vermiş birisi. Öldükten sonra hayaletken önsezileri açılıyor ve falcılık yeteneği gerçekten geliyor. Ancak bu hali ile cehenneme gidecek olan Madam Ichiro'dan kendisi fani iken yaptığı falcılıkla hayatına kötü yön vermiş insanlara tekrar ulaşıp onlara gerçek önsezilerini iletmesini istiyor. Ara sıra bazı bölümlerde görünen Madam, Ichiro'ya birçok kez yardım da ediyor.

Tabii bunun dışında çok farklı hayaletler mevcut. Özellikle son bölümlerde Ichiro'yu çok etkileyen bir hayalet vardır ki daha fazla konuşup spoilera girmeyelim.

Anime hakkında yapılacak genel yorumlar şöyle:

Seri çok dinlendirici ve hoş bir slice of life... Hala doğaüstü serilerin slice of life da olabildiği gerçeğine alışabilmiş değilim ancak böyle yokai içeren seriler genelde slice of life olmakta. Senaryonun geçtiği yer, zaman, akışı her şey dinlendirici... 1990-1995 yılları kırsal Japonyasını anlatıyor. Hehe hesaplarsak Ichiro ile aramda 3-4 yaş var, Ichiro Onichan :D

OST leri hoş ama çok dikkatimi çeken bir tanesi olmadı. Opening ve ending şarkıları şaşılacak bir şey ama Backstreet Boys'a ait. Hemen burada paylaşalım :)






0 yorum:

Yorum Gönder