3 Eylül 2016 Cumartesi

Çift Kişilikli Müzisyen\Detroit Metal City

İzlediğim animeler içinde en çok güldüğüm seri olan DMC denince Devil May Cry'dan başka akla gelecek olan animemiz:




Tür: Müzik, komedi

Yıl: 2008
Bölüm sayısı: 12 (Ova şeklinde)
Bölüm süresi: yaklaşık 13 dk
Mangası: 113 Bölüm
MyAnimeList Puanı: 8.27

Shinichi Negishi pop müzik yapma hayalleri için taşradan Tokyo'ya gelmiş nazik bir gençtir. Ancak üniversiteden sonra kendisini mizacına tamamen ters bir müzik dalında bulmuştur: Metal Müzik... Detroit Metal City (DMC) adındaki bir metal grubunun solistidir ve işinden nefret etmektedir. Negishi işi ve sosyal yaşantısı arasında sürekli gidip gelmektedir. Ancak gerek sahnedeki performansı gerek dışarıda başına gelen olaylar sayesinde grubun ünü hızla artmaktadır.


Kemal Sunal filmleri tadında izleyeceğiniz bir seridir. Negishi'nin yani sahnedeki adıyla Krauser II'nin başına gelen olaylar çok güldürmektedir. Tokyo Kulesi'ne tecavüz etmesi ile iyi bilenen karakterimizin iki kimliği arasında bocalamasını ve başına gelen olayların hayranları tarafından yanlış ve çok absürt bir şekilde yorumlanması seriyi oldukça orijinal yapmakta.

Çizimlere değinirsek biraz önyargı oluşturacak çizimleri mevcut. Ancak sırf çizimlerini beğenmediğiniz için seriyi izlemekten vazgeçerseniz çok şey kaçırırsınız.

 Seriyi merak edenlere iki uyarım olacak:


İlki aşırı argo ve küfür içeren bir seri. İzlerken bilerek izleyin... Ailenizle birlikte izlemeyin en azından 


İkincisi metal müzikten hoşlanmayanlara müzik biraz ağır gelebilir...


Her şeye rağmen izlerken çok keyif aldığım bir seriydi... Merak edip de izleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler 



Açılış videosu da bu 



En hoşuma giden soundtrack'ı ise bu idi:


Komedi Klasiği Olmaya Aday Bir Seri\ Kangoku Gakuen

İzlediğim animeler içinde en çok güldürenler listesinde kesinlikle ilk beşe girecek bir anime hakkında konuşalım 






Animenin Künyesi

Adı: Kangoku Gakuen / Prison School
Yapım Yılı/Dönemi: 2015 / Yaz
Bölüm Sayısı: 12
Tür: Okul, Komedi, Ecchi, Seinen
Yapım Şirketi: J. C. Staff
MyAnimeList Puanı: 8.06


Animenin konusundan bahsetmeden önce ilk ecchi hatta ilk hard doz ecchi incelemem olduğu için öncelikle ecchi türü hakkında fikrimi sunmak isterim:




Ecchi Japonca'da anlamı "sapık" olan Japonların çıplaklık ve cinsel öğeler içeren anime ve mangalarına dedikleri bir türdür. Ancak çok sık yanlış anlaşılan bir mesele var: Ecchi tüm cinsellik içeren, erotizm içeren seriler değildir. Başka bir deyişle her erotizm ya da cinsellik içeren seri ecchi değildir. Ecchilerde ana konu yanında okurun ya da izleyicinin ilgisini çekmek için kullanılan bir çıplaklık vardır.

Bana göre ecchiler ikiye ayrılır. Erotizm derecesine göre ecchiler ve konusuna göre ecchiler... Erotizm derecesine göre ecchiler ikiye ayrılıyor: Hard doz (borderline) ecchiler ve soft doz ecchiler... Hard doz (borderline) ecchiler ahlak, çıplaklık ve erotizm konusunda porno filmlerine kafa tutabilecek ecchilerdir anladığınız üzere. Ahlaktan kastım ensest ve harem ilişkilerin olduğu seriler yani. Bu gruba verilebilecek en iyi örnekler: High School DxD, KisxSis, High School of The Dead ve Seikon no Qweizer gibi serilerdir. Soft doz ecchiler yürürken kızın eteğinin altının görünmesi ve aşırı hatlı güzel organları olan karakterlerin bol olduğu ve ileri aşamaya gitmeyen serilerdir. Bunlara en iyi örnek: Great Teacher Onizuka, Midori Days, Fairy Tail gibi içinde fan service bulunan ecchilerdir.

Konularına göre ecchilere değinecek olursak konusuz ecchi dediğim şey animenin tek amacının izleyici kitlesini cinsellikle kendisine çekmek olan ecchi olmakta. Doğal olarak hard doz ecchiler bu gruba girer. Genelde sağlam bir konu ya da ecchi gibi baskın gelen bir türü yoktur. Mesela sadece ecchidir. Gelse gelse tür olarak yanına harem gelir. Konusu olsa da saçmadır. Mesela karakterin gücünün soma denilen kadınların memesinden çıkan hayat sütü ile arttığı bir seri konusu olan ama saçma olan bir seridir. Bu tür animelerin hitap ettiği izleyici kitlesi bellidir. KissxSis bu türe verilebilecek en iyi örnektir. Konulu ecchiler genelde ecchiyi komedi unsuru olarak kullanan ecchinin yan tür olduğu seriler olmakta. Soft doz ecchilerin hemen hepsi bu gruba girmekte iken sağlam ya da anlamlı konusu olan hard doz ecchi istisnaları da mevcuttur. Bu istisnalardan en bilindikleri Futari Ecchi'dir. Normalde cinsel organlar gözükse hentai türüne girecek kadar borderline olan bu seri konu ve işleyiş bakımından ciddi bir evlilik ve cinsel eğitim serisidir. Bana kalırsa DxD gibi seriler yerine daha ağır olsa da bu serinin izlenmesi belki hitap eden kesime cinsel hayat hakkında daha faydalı olabilir.

Hakkında konuşacağım Kangoku Gakuen serisi hard doz konusuz ecchiye girmekte. Ancak incelemeye hakkında bahsetmeye değer bulma nedenim kendi çapında olan aksiyonu ve cinselliği harika bir komediye dönüştürme başarısıdır.

Yazdık gene bir sürü writer pink mouse

Gelelim animenin konusuna:

Hachimitsu Özel Lisesi bir kız lisesi iken karma düzene geçmiş bir lisedir. İlk karma öğretim hayatında okula beş adet erkek öğrenci başlar. Tabii kız cennetine düşen bu beş genç bir gece kızlar banyosunu dikizlemeye kalkınca okulun Yeraltı Öğrenci Konseyi tarafından yakalanırlar.

Bu davranışın cezası konseye göre "okul hapishanesi"dir. Kural ihlalinde bulunan öğrenciler bu hapishaneye atılıp derslerini sınıfa girmeden bu yerde işlemekte ve çeşitli okul angarya işleri yaparak belirlenmiş sürede bu hapishanede kalmaktadır. Dolayısı ile bu beş genç hapishane cezasına çarptırılırlar. Ve çeşitli nedenlerle bu hapishaneden kaçmak istemekte bu da onları çeşitli aksiyon ve komedi durumlarına sürüklemekte.

İtiraf edelim acayip saçma bir konu  Ancak komedisi ve olayların gelişim şeması kesinlikle size animeyi bir günde bitirtiyor 

Başlıca gördüğümüz karakterlerden bahsedelim:

Baş karakterimiz Fujino Kyoshi




Kamiya Hiroshi gibi yetenekli ve tecrübeli seiyyusu tarafından canlandırılmış baş karakter aslında tipik harem serilerindeki öyle karıda kızda gözü olmayan bir sevdiğim olsun o da benim olsun havasında bir öğrenci iken spoiler sayılabilecek sebeplerle banyo gözetleme olayında baş karakter olup hapse atılır.

Aslında okul müdürünün küçük kızı Kurihara Chiyo'dan hoşlanmaktadır. Genelde başına ne geliyorsa onunla sözleştiği yerde ve zamanda buluşmak istediği için gelmekte. Özellikle Midorikawa Hana ile arasındaki olaylar kahkaha krizine sokmakta 

Wakamoto Shingo




Seride ufak tefek romantizm görebileceğiniz yerlerde romantizmin baş karakteri olmakta. Çeşitli yanlış anlamaların ortasında kalan ve ilerleyen bölümlerde büyük bir olayda erkek arkadaşlıkların sadakatini görebileceğiniz bir karakter.

Andou Reiji




Bu şişman arkadaş bir mazoşist  Bence kızların baş etmekte en çok zorlandığı karakter bu genç.

Morokuzu Takehito




Serinin otakusu. Cümlelerinin sonuna eklediği "gozaru" eki ile üç krallık otakusu olan bu karakterin figürlerle olan imtihanı iki dakikalık da olsa seriye ciddi bir dram katmakta.

Nezu Jouji




İtiraf edeyim kafasında kapüşonu falan insan altından acayip gizemli bir karakter çıkacak sanıyor. Ancak boğaz ülseri olan sürekli kan kusan karıncasever bir genç işte 




Yeraltı Öğrenci Konser Başkanı Kurihara Mari




Faşist denebilecek kadar feminist olan hatunumuz okul müdürünün büyük kızıdır. Baştan beri okulun karma düzene geçmesine karşıdır ve okulun tekrar kız lisesi olması için her türlü yola başvurabilir.

Kargalarla olan ilişkisi ilginç. Biraz doğaüstü bir tema katmakta kargalara hükmetmesi. Karga eğitmeni deyip geçelim 

Ek olarak göz rengine bayılıyorum admire2 onion head

Serinin en dikkat çeken hatunu Shiraki Meiko




Hatunda öyle bir oppai var ki sanırsın doğduğunda oppaiden ibaretmiş vücudu sonradan oluşmuş 
Aşırı atletik bir vücuda sahip tam bir jimnastik sporcusu. Tabii devasa memeleri bu sportifliği ile çelişmekte ama  Hiç devasa oppaili atlet gördünüz mü 

Hapse giren suçlularla en çok ilgilenen kırbaçlı hatunu avuç kadar olmayan mor kilodu ile bol bol görmektesiniz. Bir de aşırı terleme hastalığı ve Mari'ye olan düşkünlüğünden de bahsedelim.

Serinin manyağı Midorikawa Hana




Eteğin altına ilginç bir şey giydiğinden erkeklerin altını göremediği için ondan dayak yerken mutsuz olduğu çılgın takıntılı hatun.

Burada biraz spoilera gireyim: Hana hapishanedeki gençlere göz kulak olurken çişi gelir. Tuvalete gitmeye üşendiği için okulun arka bahçesine gider. O sırada dibine işediği ağacın başında hoş bir sebepten ötürü Kyoshi bulunmaktadır. Gördüğü şeyi görmezlikten gelmeye çalışır ama bir talihsizlikle ağaçtan Hana işerken önüne düşer ve bazı ayrıntıları görür 

Hana bu olaydan sonra şoka girer ve değişik bir takıntısı başlar. Aynı şeyi Kyoshi'den görüp intikam almak istemektedir. Bu da bir çeşit olaylar silsilesini başlatır ve kahkahalara girersiniz 




Son olarak serinin bana göre en orijinal karakteri Müdür Kurihara'ya değinelim:




İnsanlar yedisinde ne ise yetmişinde de odur lafının temsili örneğidir kendisi. Popo takıntılı bir sapık diyebiliriz. Daha doğrusu popoyu memelere tercih ediyor ve bunun çok antropolojik bir açıklaması var sjdhfdgljf ne alem adam ya 

Bir de her cümlesinin sonunu baskılayarak söylemesi çok ilginç  Koleksiyon yaptığı popo resimlerini gömmeye çalışması 


Velhasıl velkelam bu serinin ikinci sezonu gelir dostum super onion head Zaten acayip yarım bir yerde bitirdiler ve manga hala devam etmekte. Seriye ikinci sezon kesinlikle gelir. Hard ecchi içerdiği için anime kazancı da fazla diye düşündüğümden ikinci sezona umudum yüksek. Gelmeli de gülmeliyiz böyle 

Son olarak bu animeye başlama sebebim olan youtube'ta tesadüfen gördüğüm bir videoyu paylaşıp size veda ediyorum 



11 Haziran 2016 Cumartesi

Albino Zeki Prenses

Yo!
Bu yazıda favori kadın karakterlerimden birisi ile tanıştıracağım sizi;
Karşınızda Koko Hekmatyar!



Karakter Künyesi
Anime: Jormungand
Meslek: Silah Tüccarlığı
Yaş: 22
Ülke: Araştırdım bulamadım ama bence Rusya olabilir. Böyle Kuzeydoğu Avrupa ülkeleri de olabilir.
Burç: Bilinmiyor.
Seiyû: Itou Shizuka



Koko bembeyaz saçları ve kaşı kirpiği olan hiperaktif, konuşkan ve neşeli genç bir bayandır. HCLI adında temelde uluslararası nakliyat şirketi adı altında silah ticareti yapan bir şirketin Avrupa-Afrika ayağını yöneten silah tüccarıdır. Seri tüccarımızın korumaları ile birlikte yaşadığı maceraları anlatırken bir yandan da Koko'nun uzun vadede yüksek teknoloji ve kıvrak bir zeka ile "Acaba ne planlıyor?" diye sonuna kadar merakla izlediğiniz bir aksiyon serisi.

15-16 yaşlarında babası tarafından silah tüccarlığı işinin içine bırakılmış ve o yaşlarda tehlikenin içinden zekası ve stratejisi ile kurtulmuş zamanla tecrübe edinmiş sıradışı bir baş karakter. Seride genelde elinde bir dizüstü bilgisayar ya da telsiz telefon bulunmakta. İşlerini bu şekilde yönetmekte.



Koko'yu seride bir çok ülkede bir çok ulaşım şekli ile iş yaparken görmekteyiz. Ancak uzmanlık alanı deniz yoludur. Genç olmasına rağmen epey ünlü bir tüccardır. Koruma ekibi ona "Prenses" diye seslenmektedir.

Seride her bölüm farklı bir macera ve aksiyon görürken bir yandan da Koko'nun bir amaç uğruna yaptığı yatırımları görmekteyiz. Bundan daha önce bahsetmiştik. Özellikle ara ara uzaya nedeni bilinmeyen uydular göndermesi ile merakınızın iyice kabaracağı serinin sonunda da zekasına ve planına hayranlık duyacağınız girişimleri çok ilgi çekici.

Bu paragrafta ve devamında yazacağım şeyler ağır spoiler içerir: Seride Koko dışında birkaç tane daha silah tüccarı görmekteyiz ki bunlardan birisi de şirketin Avrupa-Asya ayağını yöneten ağabeyi. Seride Koko'nun ve bu tüccarların silahlara ve silah satılmasına bakış açıları, mantık yürütmeleri ile iş kült aksiyondan psikolojiye de girmekte. Koko'nun silahlara bakış açısından bahsedecek olursak kendisi sattığı şeyden korkmadığını korkmaması gerektiğini söylemekte. Ancak temelde Koko silahlardan ve tehlikeli durumlardan nefret etmekte. Zaten seride Koko'nun pis pis sırıttığı bir sahne varsa bilin ki orada ölümcül bir tehlike vardır.
in love pink mouse

Koko özellikle serinin ikinci sezonunda kendisine planında yardım edecek bilim adamları toplar. Ayrıca dünyanın çeşitli yerlerinden şahsına ait uydu gönderir uzaya demiştik. Bunun sebebi dünyada elektronik sisteme kayıtlı tüm silahların nanoteknoloji sayesinde güçlü siber uydu ağı ile kontrolünü sağlamaktır. Yani Koko silah satıp para kazanarak silahların çalışmasını durduracak bir sistem geliştirmek istemektedir. Bunu başardığını da görmekteyiz.

Bu paragrafta Koko'nun ağabeyi Kasper a değinmek istiyorum. Koko'nun bahsettiğimiz planı gerçekleşirse bu dünya üzerindeki sayısız silah tüccarının işsiz kalacağı anlamına gelmekte iken Kasper Hekmatyar bu planı duyunca kabaca şöyle demiştir: Elektronik aletler kullanılamayacaksa ne olmuş? İnsanın ruhunda savaşmak varsa bir tahta sopa bile silah olur. Ve ben tahta sopa satarım. Mantıklı güzel bir bakış açısı...



Koko'nun bir başka özelliğine değinecek olursak... Normalde neşeli hareketli bir bayan olduğunu söylemiştik. Ancak bir de Koko'nun korkunç tarafı var. Koko kalbine dokunan bir durum olduğunda elindeki teknolojik imkanlarla ve kıvrak zekası ile bunun intikamını çok ağır ödetmekte. Bunu seride bir kaç yerde ağır bir şekilde görmekteyiz. Koko'nun korumalarından birisinin çocuk asker olan Jonah olduğunu biliyorsunuz. Korumalar Koko'nun ekibe bir çocuk asker alma sebebinin o vahşi, korkunç tarafını bastırmak için olduğuna inanmakta. Ancak bu karanlık tarafı beni ona hayran bırakan önemli bir nedeni
jump pink mouse



Birazcık da Jormungand'dan bahsedip yazıyı bitireceğim. Seri Black Lagoon gibi bir klasiği bitirmiş tadı damağında kalmış "Yok mu böyle tarz bir anime?" diye soran animeseverler için biçilmiş kaftan. Kısa ,öz ve aksiyonu yerinde. Ancak bu tarz serilerde ciddi ön çıkan bir şey var: İster Jormungand olsun ister Black Lagoon ister Canaan... Neden bu animeler hayvani baddass ağırabla hatun yan karakterlerle dolu? Özellikle Jormungand'da neredeyse tüm güçlü karakterler kadın. Sağlam yan karakterler seriyi seri yapan önemli bir unsur. Ancak Jormungandda ciddi bir sağlam kadın karakter yoğunluğu var. "Baş karakteri erkek olsun güçlü olsun" diye tip tip anime arayışlarına giren zevksiz animeseverlerin yegane kayıplarından birisi bu seri. Ek olarak seri sayesinde istihbarat, siyasi-askeri dengeler ve mini bir Japon istihbarat tarihi bilgisi de alıyorsunuz. Son olarak açılış kapanış artı ostleri ile bir başyapıt olarak görmekteyim bu seriyi...



Yazdım yazdım gene ama sanki eksik kaldı bir şeyler ya 
Neyse olsun o kadar canım inşallah sıkılmadan okursunuz.

stupid pink mouse


28 Nisan 2016 Perşembe

HunterxHunter İnceleme



Shounen görünümlü bir seinen incelemesi ile karşı karşıyayız okuyucular!

HunterxHunter (HxH) birçok animeseverin beğenerek izlediği hatta bir benzerini bulamadığı konusu çok geniş sürükleyici bir seinen. Öncelikle künyemizi bir açalım:

İsim: HunterxHunter / HunterxHunter 2011
Yapım yılı: 1999 / 2011( Yeniden yapımdır.)
Tür: Seinen, aksiyon, macera, fantastik
Hikaye: Yoshihiro Togashi
Yapım şirketi: Madhouse
Bölüm sayısı: 148
Myanimelist puanı: 9.14



Konusu: Canavarlar, bilinmeyen diyarlar, her türlü fantastik hayvan ve değişik mahlukatın bulunduğu bir dünya. Yeryüzünün birçok kısmı keşfedilmemiş. Birçok canlı türü bilinmiyor. Dolayısı ile bu dünya ortamı değişik bir mesleği ortaya çıkarmış: AVCILIK…

Gon 12 yaşlarında Balina Adası’nda büyümüş ve o ada dışına hiç çıkmamış bir çocuktur. Küçük bir bebekken babası tarafından büyükannesine ve halasına (aslında babasının kuzeni) bırakılmış ve burada yetişmiştir. Babasının çok büyük bir avcı olduğunu öğrenen Gon da böyle bir avcı olup babası ile görüşmek istemektedir. Avcılık bu dünyada klas bir meslektir ve büyük bir avcı komitesince düzenlenen bir takım sınavlarla avcı olmak isteyen kişilere bu unvan verilmektedir. 

Gon senede bir kere yapılan bu sınavlar dizisine katılmak istemektedir. Ancak halası tarafından kendisine çok nadir bir balığı avlama şartı konulmuştur. Ve kahramanımız ilk bölümde bu balığı yakalayarak avcılık sınavına girme iznini alır. Adadan ayrılır.
Konunun devamı ki bu bahsedeceğim meseleler animenin ilk sezonunda bulunmamakta: 
Avcılık denince bu animede akla hayvan, hazine gibi sıradan şeyler gelmesin. Animede hemen her türlü avcı görebilirsiniz. Ödül avcılığı, gurme avcılar, arkeolojik avcılar ki Gon’un babası bir arkeolojik avcıdır, nadir madde avcıları, hele bir de avcıları avlayan avcımız var ki bilenler anladı neyse işte öyle 



Ek olarak animede bir de nen olayımız var. Kısacası vücuttaki ruhsal enerjiyi dönüştürüp kullanmaya yarayan bir çeşit ruhsal teknik. Hemen yorum katmayayım diyordum ama animenin en sevdiğim yanlarından birisi bu: Biz bu nen olayını ilk arc ta göremiyoruz. Olaylarda bir şeyler oluyor. Evet. Ama ne olduğunu anlamıyoruz. Nen nedir? Nasıl bir şeydir? Bunu baş karakterimizle birlikte keşfediyoruz. Bu yönden chakra, yoki, ki, chi gibi ruhsal terimler geçen serilerden çok daha farklıdır.

Anime biri çok uzun ve büyük olmak üzere toplamda 7 arctan oluşmaktadır.

Animedeki nen kavramından bahsetmezsek de olmaz şimdi. Biraz karışık ama şöyle özetleyelim:
cool onion head

Nen’in kelime anlamı aslında irade gücü demek. Yani ruhsal enerjiyi kullanabilme yetisi. Ruhsal enerjiyi kullanma şekillerine göre de teknik isimleri değişmekte. Nen kavramı ruhsal enerji kullanılan diğer serilere göre daha ölümcül bir teknik. Tek başına insan öldürmeye yetebilir. Sadece salarak karşıdaki kişide ölümcül baskı oluşturabilir. Nen temelde 4 şeyden oluşur.

Ten; ruhsal enerji ile tüm vücudu kaplama olayıdır.

Zetsu; aurayı etkisiz hale getirmek oluyor. Böylece nen kullanarak seni hissedebilecekken hissedemiyor kişi. Ayrıca zetsu kullanılırken etraftaki ruhsal enerjilere daha iyi odaklanılır. Zetsudaki temel mantık ruhsal enerjiyi vücut içine hapsetmek. Böylece güç de toplanıyor.

Ren; İçe hapsedilmiş ruhsal enerjinin artırılarak salınımıdır. Dayanıklılık için önemlidir.

Hatsu; Ren salınımıdır. Ruhsal enerjinin kontrolünün sağlandığı aşamadır. Hatsu kendi içinde 6 çeşit şekilde oluşur. Kişinin hatsu şekli doğuştan gelen bir özelliktir. Bir kişi doğuştan ya da öğrenerek diğer şekillere de yatkınlık oluşturabilir. Bu yatkınlık "su kehaneti" denen bir yöntemle anlaşılır. Ondan bahsedip ayrıntıya girmeyeyim. 

 Bu 6 hatsu türü de şöyle: 

Çoğaltan: Nen kaynağı sınırsız olan tipik baş karakter için biçilmiş hatsudur. Bedenin sahip olduğu gücü artırıcı bir özelliktir. Çoğaltanların saldırıları güçlü olur. Ayrıca Hisoka çoğaltanların çok saf ve iyi niyetli olduklarını belirtir.

Salgıç: Ruh enerjisini vücuttan alıp uzakta tutabilen nen kullanıcılarıdır. Bir cisim yardımı ile ruh enerjilerini uzağa taşıyabilirler.

İdareci; canlı ve cansız varlıkları idare edebilen nen kullanıcılarıdır.

Dönüştürücü; ruh enerjisini başka bir şeye dönüştürebilen nen kullanıcılarıdır. Hisoka bunların da çok cani kişilikte olduklarını belirtir.

Efsuncu; Bir maddeyi ya da bir canlıyı oluşturabilir. İstediği zaman çağırır. İstediği zaman yok eder.

Mütehassıs; doğuştan gelen genlerle aktarılan başkalarının yapamadığını yapabilen nen kullanıcılarıdır. Bu gruba mensup çok az insan vardır. 

Bu altı şekil kendi aralarında bir dizilim göstermektedir. Bazı grup insanlar başka bir grup özellikler göstermeye yatkındır. Ancak en zor olanı Mütehassıs’tır. Efsuncular ve İdareciler sonradan bu gruba kayabilirler. 



Ek olarak En ve Gyo dan da bahsedeyim:
En: Ruh enerjisinin alanının genişletilmesidir. Nen tekniğinde var olabilecek en son seviyedir. Seride birkaç tane En kullanıcısı göreceksiniz.
Gyo: Ruhsal enerjinin bir bölgeye toplatılmasıdır. Mesela Hatsuyu görebilmek için ruh enerjisini göze toplamak bir gyo’dur.

Destan yazdım daha olaya girmeden. Uzun olacak gene. O yüzden şöyle bir planım var. İlk olarak birkaç karakterinden bahsetmek istiyorum. Hepsinden değil sadece çok ilgi çekici olanlardan bahsedeceğim. Son olarak da anime hakkında birkaç görüş bildirip konuyu kapatacağım.

Gon’dan başlayalım:



Gon Freecss’ten başlarda bahsetmiştik. Kendisi çok ünlü bir avcı olan Ging Freecss’in oğludur. Tipik bir shounen baş karakteri diyebiliriz. Saf ve iyi yüreklidir. Tabi güç olarak düşünürsek yaşına göre çok çok yetenekli olduğu için diğer shounen karakterlerinden ayrılır. Bir çoğaltandır. Çocuksu bir mantıkla bulduğu “taş kağıt makas” tekniği ile biraz Son Goku’nun Kamehameha sını andırır. Amacı bir avcı olup babasını bulup onunla tanışmaktır. Bir nevi baba avcısı diyebilirim  Ne şanssız bir çocuk! Böyle sorumsuz bir babam olsa çeker vururum. Ancak vardır bir sebebi.

Killua Zoldyck


Adı üstünde bu velet bir katil. Ünlü bir seri katil ailesinin 5 çocuğundan ortanca olanıdır. Ailenin varisi olarak görülmektedir çünkü çok yeteneklidir. Annesini bıçaklayıp evden kaçtığı için annesinin taktirini kazanmıştır sdjkdfg aileye bak  Dönüştürücüdür. Beyaz saçları, kıvrak zekası ve elektrikli bir nen tekniği kullandığı için Kakashi Hatake’nin başka bir dizide oynayan oğlu gibi görünse de özellikle o elini cebine koymuş duran tarzı ile kızların acaba yetişkin bir erkek olduğunda nasıl olur diye merak ettiği güzide yan karakterimiz.
ahaaah onion head

Kurapika


Kız mı erkek mi diye bayağı düşüneceğiniz bir efsuncu. Serideki en zeki karakter olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bir erkektir. Kurapika’nın hayatı biraz Sasuke’yi andırmakta. Heyecanlanınca öfkelenince göz renklerinin nadir bir kızıl renge dönüşmesi ile ünlü bir klandan gelmiştir. Ancak klan sırf bu gözler için katledilmiş sadece Kurapika hayatta kalmıştır. Ek olarak spoiler ın babasını bırakayım buraya. Nen kullanırken göz rengi açığa çıktığında Kurapika Mütehassıs olmaktadır.

Hisoka


HxH deki favori karakterimdir. Sapkınlığın ve villianlığın bir başka boyutudur. Her yerde derim. Burnumu kanatan tek anime erkeğidir.
bled1 onion head
 28 yaşında kızıl saçlı kendisine has giyim, saç ve makyajı ile en orijinal tasarlanmış villianlardan birisidir. Nen tekniği de kendisine has orijinalliktedir. Bir dönüştürücüdür. Ruh enerjisini bir lastik gibi uzatabilmekte ve sakız gibi yapıştırabilmektedir. Hisoka’nın güçlü avcıları ve potansiyel gücü olan kişileri bulup onları yenip öldürme gibi sapkın bir zevki vardır. Kendi tabiri ile meyvenin dalında olgunlaşmasını izleyip en olgun halinde onu yemeyi sever. Kendisinin en güçlü olduğunu düşünür. Bu yüzden potansiyel gördüğü Gon ile Killua’ya ve onların nen tekniğinde gösterdikleri gelişmelere çok ilgilidir. Hatta bu gelişmeden ve güçlenmeden cinsel haz bile duymaktadır. Bu gelişme aşamasında birçok arcta kahramanlarımızla karşılaştığı için bazı durumlarda onlara yardımı da dokunur. Seriyi en eğlenceli kılan karakter bence Hisoka’dır. Selamlığımın sapığı panda 19


Isaac Netero


Avcı Komite Birliği’nin başkanıdır. Kendisinden daha güçlü bir nen kullanıcısı olduğu sanılmamakta ki biz de özellikle Kimera Karınca Arc’ında yeteri kadar görmekteyiz yeteneklerini. Onca HxH karakteri arasından özellikle seçme nedenim nen tekniğini elde etme şekli. Aslında bir Budist yolu yöntemi ile nen tekniğini geliştiriyor. Teknik şöyle: Netero Başkan yaz kış demeden her gün 10000 adet şükür yumruğu sallıyor. Şükür yumruğu bir dua sonrası tanrıya duyulan minnettarlığı göstermek için salladığı yumruk. İlk denediğinde sabahın köründen gecenin yarısına kadar sürüyor. Fakat 4 yıl boyunca (yanlış hatırlamıyorsam 4) bunu gece gündüz yapıyor. Belli bir miktar süre sonra Netero Başkan sabah başladığı 10000 şükür yumruğunu bitirdiğinde henüz öğlen olmadığını keşfediyor. Yani adam öyle bir seviyeye geliyor ki saniyede 10000 yumruk atmış gibi bir teknik. Çoğaltan olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Heheheheyyyt Togashi Sensei! Zekana kurban! bliss smiley Nasıl bir teknik bu öyle! Netero Başkan neşesi, enerjisi ve o iki parmağını kalbine saplarken "İnsanları küçümseme karınca!" demesi ile gelmiş geçmiş en baba karakterlerden birisidir.

Chrollo Lucilfer


Burada biraz ayrıntıya girelim. Kurapika'nın klanının katledildiğini söylemiştik. Bu işi yapan ekip özel nadir şeyleri toplayan özel nen kullanıcılarından oluşuyor. Lucilfer abimiz bu grubun reisi. Yani örümceğin başı. Küpeleri kahrediyor beni orası ayrı. Zeki ve yakışıklı birisi. Ancak nen tekniği dehşet-ül vahşet! Kendisine ait bir defteri var ve bu deftere karşılaştığı dokunduğu gördüğü nen tekniğini yazıp o teknikleri kopyalıyor. Killua'nın büyükbabasının bizzat övgüsünü kazanmış bir avcı. Aman Allahım! Seiyûsu Mamoru Miyano imiş! Daha çok sevdim şimdi bu karakteri 
love onion head

Kite


Kite kısaca söylemek gerekirse Gon'un babasının öğrencisi ve bir çeşit böcek davranış araştırmacısı. Değineceğim iki yanı var. Birisi iğrenç burnu  diğeri ise nen tekniği. Ne tür nen kullanıcı olduğu söylenmemiş ama bence efsuncu. Kumar oyun cihazı gibi bir şey çağırıyor. Bu cihaz kendi çapında loto gibi bir şey oynuyor. Birden ona kadar herhangi bir numarayı çıkarıyor ve her numara bir çeşit silahı temsil ediyor. Şimdiye kadar bir tırpan, bir tüfek ve bir kılıç gördük sanırım. Değişik ve şansa bağlı olan bir teknik. Ama bahsetmeye değer buldum.


Neferpitou


Seride görebileceğiniz en baba mütehassıs. Aynı zamanda daha önce bahsettiğim En olayında coşmuş bir varlık. Varlık diyorum çünkü bir kimera karıncadır kendisi. Seride kötü karakterler içinde yer alıyor. Ancak bir çok olayda etkisi çok büyük bir kötü karakterdir. Gon'un en baba power up alma sebebidir. Ama o kedimsi tavırları çok tatlı
 


Meruem


La her kötü karakter böyle olsa keşke! Meruem'in karakter tasarımı, kişiliği Togashi Sensei'n karakter tasarımında ne kadar yaratıcı olduğunun bir kanıtıdır. Şöyle anlatacak olursak Meruem kimera karınca kralıdır. Bir evrim sürecinden geçtiği için dünyaya da hükmetme hakkını kendisinde görüyor. Evrim ağacında insandan üstün olduğunu düşünüyor ki bence de öyle. İlk ortaya çıkışından sonra kendisine kattığı deneyimler davranış değişiklikleri ve düşünce tarzı onu tam bir kral yapmakta. Ki Netero vs Meruem'deki replikleri hatırlayalım. Kabaca şöyleydi:

Meruem: Bu dünyaya baktım ve bir sürü kendisine kral diyen toplumu yönetemeyen sadece kendisini düşünen sahip olduğu topluma adaleti getiremeyen bir sürü lider gördüm. Bunların hiçbirisi kral olmayı haketmiyor. Bu dünyaya hükmedip gerçek kralı göstereceğim. Önceden insanları öldürmem gerektiği kanısındaydım. Ancak anladım ki her canlının bir yaşam değeri vardır. Onlardan bir şeyler öğrenebilirim. Bir işe yarayabilirler.

Netero'nun düşüncesi ise şu olmuştur: "Sözleri kalbime ulaşmadan evvel bu işi bitirmeliyim."

Bence günümüz dünya koşullarında ideal bir yönetici Meruem. Ve Meruem'in aşkla tanışması zaten başlı başına psikolojik bir şey. HxH'nin shounen dövüş cart curttan ibaret olmadığının kanıtıdır. Mütehassıs olduğunu söylememize gerek yok herhalde 




Seride bir sürü bir sürü baba yan karakter bulunmakta. Zeka bakımından coşmuş çok sayıda karakter olması seriyi daha da bir kaliteli yapmakta. Ancak ben bir kaç tanesinden bahsettim. Sizi sıkmak istemedim. Gelelim seri için kişisel değerlendirmeme:

Mangasının nisanda tekrar başladığını biliyorsunuz. Konu çok geniş ve her yöne uzayabilir. Bir sürü yan hikaye baba arc geliştirilebilir. Togashi Sensei üşenmez ve bizi Hisokasız bırakmaz inşallah ne diyeyim... Seride ilerde bir bölüm olur mu bununla ilgili ama ben Gon'un asıl yeteneklerinin annesinden gelme olduğunu düşünüyorum. Çünkü annesi tam bir muamma. Ya öldü ya da Gon'un bambaşka bir yerde yetişmesine neden olacak bir engeli var. Kesinlikle Gon'un annesi ile ilgili birkaç bilgi olmalı ilerleyen vakitlerde. Çatlar ölürüm ben
 calm down crazy rabbit
Ama bence annesinde En kontrol edememe ve buna bağlı bir hafıza kaybı mühürlenme gibi bir durum olacak. Togashi Sensei benim kadar kafa yoruyor mu acaba 

Bir eleştirim açılış kapanış müziklerine...Bölüm sayısına göre çok az şarkısı var. Tabi Fairy Tail gibi 5 bölümde bir şarkı da değişmesin. İnsan hepsini aklında tutamıyor. Ama en azından 7 arca 7 açılış 7 kapanış şarkısı olmalıydı. OST leri iyi ona bir sözüm yok.

En önemli herkesin düşüneceği şey baş karakterin yaşının küçüklüğü. 11-12 yaşlarında olması seriyi seinenden shounene kaydırıyor. Yaşına göre Gon çok yetenekli bir baş karakter. Ancak keşke en azından 18 yaşının üstünde olsaydı. Kolu falan koparken içimiz daha az cızlardı. Gerçi o sempatikliği kalmazdı. Ayrıca şu anki haline bakarsak Gon 18 li yaşlara geldiğinde yenilmez olur. Hele Killua'yı düşünemiyorum bile

HxH'nin diğer animelerden farklı olan bir diğer yönü ise: ALFABE'si. Dünya bizim dünyamızdan farklı olunca kağıtlarda Japonca harf değil de bilmediğimiz bir alfabe kullanılmış olması çok daha akla yatkın, gerçekçi. Tıpkı Yüzüklerin Efendisindeki Elfçe gibi seriyi daha gerçekçi kılıyor.

Bir diğer öveceğim konu karakterlerin giyim tarzları. Çok şık bir anime HxH Yani özellikle aksesuarlar çok orijinal. Saçlara takılanlar, küpeler, makyajlar, dövmeler... Tarz bir anime. Bu yüzden mangakanın gerçek hayatta nasıl bir giyim tarzı var merak ediyorum. OMG bakmaz olaydım 



Seride en sevmediğim şey anlatıcı. Anlatıcı bazı bölümlerde beni kahrediyor. Şimdi anlıyorum seride bazı dövüş sahneleri var hemen hepsi saniyeler içinde gelişiyor. Sonra aynı anda birden fazla vsler atılıyor. Orda saniyeler içinde gelişen olayları anlatmak için üçüncü bir şahısa ihtiyaç var. Ama insaf hacı 20 dk lık animenin 10 dksı konuşan anlatıcı mı olur? Olur da 2017 de falan animesinin devamı gelirse burdan yetkililere sesleniyorum umudum olmasa da kaldırın o anlatıcıyı ordan! Anlıyoz biz sahneleri 

Ek olarak iyi mi kötü mü bilmediğim bir özelliğinden bahsedeyim HxH'nin. Bazı karakterlerin cinsiyetleri göründükleri gibi değil. Mesela Kurapika'nın erkek olması. Killua'nın kimono giyen kardeşi Kalluto bir erkek. Küçük kardeşi Alluka bir erkek. Bu kadar görüntüsüne aldandığımız karakterler var şu sahneyi görmesem Hisoka da kız mı acaba diye sorardım 




Kaç sayfa yazdım lo? Daha resim falan da ekleyecem heheheyyyttt destan yazmayı nasıl başarıyorum anlamıyorum. Neyse umarım sizi sıkmayan bir inceleme olmuştur. HxH severler keyifle okurlar. Hanüz animeye başlamamış olanların başlayası gelir. Gerçi onlar okumasın ya bazı yerlerde çok spoiler çaktım. Affola